![]() |
|
||||||
|
Gül Nazarı
ağlar kendine doğru koşan atlar bir gülü öpmüş gibi yanağından dudağında kırmızı yokuş yaşlı zamana uzayan… annemin ardına saklanan sabahlar o ki yeryüzüne bırakılmış bumerang bacaklarıyla kara bir atı bekler -kime söylediysem bunu bir bulut gibi indirdi sırtındaki göğü- sevilmeye yatan bir ormanın aralığından göğe eriyen ırmak taşmak için kadından doğma bir atı bekler -kime söylediysem bunu bir karabasan gibi gördü düşünü- unutmuş olamaz!
kederli ve taşralı ruhların taşıdığı kırılan o gölgeler bile yeter kalbiyle suya gelin gidenleri ürkütmek için tezgâhta ne var?..biraz söz biraz daha -kime söylediysem bunu bir kedi gibi yaladı ayaklarının sesini- unutmuş olamam! derindir bir gülün bir güle seslenişi
(Ayna Yorgunluğu’ndan)
Trenlerin Ardından Koşan Yalnız Köpekler ve Kadınlardır
nabzım… çok uluslu bir geçmiştir benim saymalı! demirden ellerle kurumadan mürekkebi mevsimleri kapatıp giderken kuşlar bin sus’un ardında dillenen cevap nisanların da aldattığı göçmeyen acılardan bana artan zaman…
o ne bilsin! ben ki aşkla acıya soyunan durmadan söze çalan keman bir merdiven gibi unutulurum geceleri ol kitap, ol naz, ol aşk gibi kaplarım tersten kendimi
toplasın yüzümdeki gölü nilüferler ve söylesin kendini yalnız bir çocukluktan büyütenler terk edilmek, bütün çocuk arkadaşlar dağılınca evlere beklemektir bir anneyi
uzadıkça acının boyu boğulmuş bir sandala döndü dilim uzlaştım günebakanlarla, gümüş şamdanlarla vapurlarsa sallamıyor artık kalbimi konuk olunmaz bir evin en sarı odasında buldum acı denen nesneyi
sebeplensin şimdi sırtıma doğru uyuyanlar acıyı bana bahşeden giz bir ölüme niyetlensin mermeri tersten okuyan rüzgâr ağulu yaprakları bunca sevsin…ne gerek!
yazdımsa aşk için sustumsa aşk ve duvak unutulmak için uyuyanlar ne bilsin!
geyiklerin ayaklarıyla inerim suya yüzümü bir çömlek gibi sırlayıp avuçlarınızda giderim kırılmaya göçebe kelebekler gördüm…ne tuhaf! koşarken ardından mordumanlı bir trenin belli ki yaşamak için aşktı seçilen tanrı’ya doğru koşan ağaçlar ne bilsin!
(Ayna Yorgunluğu’ndan)
Yazgısı Zar
Ve ben burada isteyerek sarışınların arsızların ve kutsanmışların tanrı eliyle pay edildiği bir yerde kaldım zannettim ki korur beni sureti yusuf yazgısı zar olan bilek vakt ile anladım bir yanılgıydı ruhların kalbindeki ateş ahh sevebilirmişim gibi bir ölüyü cezalandırıldım sabrı ile o düşkünün artık safirdim ve lanetlenmiş bir melek
ılık bir acıydı. Bunu zamandan çıkardım buydu gölün kara niyeti beklediler dilimdeki hüner tükensindi yaktılar kandilini bilmezmiş gibi yaranın huyunu büyüyordum o sırlı ağaçta yaranın kendi olarak
çok şey çözüldü ilkin ilmeği kalbimin sonra bir rubai –gel dedi gövdemin içine sen nasıl ki hâyalsin ve kalmayacaksın geriye! istedim her şey olsun kalbimde yetmedi bu kanat böyle derya içinde sordum efkârı ile o meczup ağzın:
uçmak için bir bana mı dar geldi evren
(Ayna Yorgunluğu’ndan)
Herkesin içinde bir yerlerde vardır bir şair ruhu ve Şiirci değilim ki ben, belki şair de olamam asla
Ne yapalım sonunda biz de bulduk bir çare ____________ Şair olamam bilirim
|
| Anasayfa | Şiirler | Şairler | Yeni Şiirler | Haftanın Şiiri | Türkü Sözleri | Konuk Defteri | İletişim |