![]() |
|
||||||
|
Bir Ömür Yetmez Bahtı teninden yanık bir serencamdı Bir ömrün bana giydirdikleri Kaçamadım şerrinden şamarından feleğin Daha tüysüz bir çocukken dilim dağlandı Yasaklarla korumaya alındı bütün düşlerim Ardımsıra kurallar devriyeler gezerdi Başım üç numara traş trahomlu gözlerim Babamın ters-yüz ceketi gibiydi hayat Acısı bol bir ağıt gibi dururdu bedenimde Ya da sokaklarıma dar gelirdi. Parçalanmış bir aynada büyüttüm kendi kendimi Kurşun eritilirdi başımda okunmuş sular içerdim Boynumdaki muskaya havaleydi bütün hâllerim Hem takdir hem tekdirlik bir mektepliydim on beşimde Yağmurlar ve şarkılar kardeş gibiydi Şarapla tanıştığım rüzgâra bulaştığım bir takvimdi Hepsi bir şiirin eskizleriydi belki Sonraki yaralarıma sargı bezleri Ten çıra olmamıştı yazgım henüz bakirdi Giz yüzle tanıştı sonra boynunu sıktı muska Bir tren yolculuğunda bozdum bekâretini Sonrası âhir zaman kahır mevsimi Yenildiğim yıllardı kapılar kilitliydi Rüzgârsız kaldım dilim paslandı otuzumda Tezgahlarda boylu boyunca ertelendim yarına Gözlerinin düsturuyla kırdım gecenin çemberini Kaç arkadaş daha silindi kütüğünden Notalara söz oldular şiirlerle kutsandı isimleri Kırk kere bozmuştum tövbemi kırkıma geldiğimde Sığınacak bir dergâhım da yoktu üstelik Biraz daha büyütmüştüm yaramı Bende gözlerin kaldı o şarkının sözleri Bu biraz da kendimi seninle tanımlamak gibidir Orda saklıdır dünyanın bütün hazineleri Kutlu bir mirastır elbet Bir ömür yetmez anladım Yazmak için bütün sen'leri Kılıç Artığı Poe-tik-ler
I Masallarımız aynı düşlerimiz bir Aynı ateşin yaktığı ağıtlardan geliyoruz Kentin en uzak köşeleri Hüznün ele verecek seni Öyle mahzun bakma çocuk "Devletin ve milletin bekası" zedelenir Orda aşka yardım ve yataklıktan Sabıkalıdır şiir II Acı ata yadigârıdır Bin yıllık bir tarihi var Beni bana kırdırır Kehribar bir tespih gibi Çek çek bitmez Kimi zaman yaşayıp yaşamamak Birbirine eşittir Orda zembereksiz bir saat Kırık bir keman gibidir şiir III Hüznü bir bohça gibi vurup sırtına Söyle hangi acısıydın viran evlerin Kanlı bir mendil kaldı geride Serin bir su yavru bir kuş gibiydi Meçhulümüzdür nasıl bir ölüme gelin gittiği O mendilin kokusunda Kanın dördüncü halidir şiir IV Maskeler atılmış roller ve replikler Derin bir uykuya dalmıştır Bir şarkıda ağlarken Bir çiçeği sularken Onlarla konuşur görürsem seni Demektir Şiir yeni çığlıklara hazırlıyor kendini V Hepsi de yaralı bir cerenin resmidir Açılırsa bir sayfası unutulmuş defterin Orda herkes kendi payına düşen Bir yangınla karşılaşacak Ve görülecek Kaç kadın ezilmiş ayak altında O canavar evlerin De ki O defterin dipnotlarıdır düşünde düş görür şiir VI Piyasa şartları nedir İstatistik yasaları ne söyler bilmem ama Bir avuntu bulunur her zaman Peşin fiyatına taksitle Biraz etik estetik Biraz kolesterol biraz turnusol Vazife ulufe biraz felsefe Bunca havar hiç rayting yapmıyor demek Vatanperver bir münevver olarak Sizin bu konuda bakışınız kaç amper Belki de Turnusolün sudaki rengidir şiir VII Daha yirmi dört saat Hayati tehlikesi var diyor doktor Durmadan morfin yapıyorlar Kurtulsa da izi kalırmış Yüreğini ezmiş aklının paletleri Bir saatin tik-taklarıdır orda Beşinci mevsimin adıdır şiir VIII Biz mi taşırız aşkları Aşklar mı bizi Şimdi hangi kentte Yağdığını unuttuğum bir yağmur Ertelenmiş bir aşkın saçlarını yıkıyor O günden beri Öznesi yaralıdır şiirin IX Orda yıldızlar daha parlaktır Aynalar daha ayna Yaşamaya başladığın an Biraz daha koyulaşır ağaçların yeşili Orası Şiirin kendini göndere çektiği yerdir X Sensiz paslı bir çivi gibi duruyorum Bir duvarın yüzünde Ateşe ve rüzgâra dair bir dize kuşan Bu geceyi teslim al Bir selam uçur bana Hâlâ bir sabah serinliği ise adresim İnsana dair her çığlık De ki şiirdir biraz Parça Tesirli
Mührü kazıdım dağıttım sihri Bir dildim sende aksanımı yitirdim Tarif ve tanım hükümsüz artık Bende kaydın silindi Gören yaksın her kimse o anı defterini Bu hayata bir intihar borcum var biliyorum Yarım kalmış bir yürüyüş oldum hep Açıyorum yeniden kapının çengelini Gören hayra yorsun beni
Çok örseledim demek hayatı yordum Eski bir meselden esinlenmiştim oysa Karın güneşe mağdurluğu gibi oldu hep Bir düşe telefim yine O malum heceye hep-yek geleyim şimdi
Önce söz vardı şimdi yok Aylardan yağmur olsun istedim takvim ikindi Belki doğru okuyamadım silikti ayak izleri Bir keder uyak istedi benden Aşktan sızmış bir makama Heder ettim kendimi
Sabıka kaydım sorulmasın ne olur Ben hep telaş oldum cinnet yazıldım sana Hepsi bu işte belki bir körün gözleri gibi Biz seninle iki mutlak kaderiz artık Kuş dili bir zamana bütünlemeli
Kim demiş ömür kısa külliyen yalan Varsın keyfe keder bir darbe olsun Yeter ki doruktayken vurulsun parça tesirli Bir rüzgâra gömülsün her aşk şiiri
Bir karşı-devrim gibi
(Yaratım, 6)
Çığlık
Bana kanlı mühürler kaldı O tarih tacirinden Uçurumlar çığlıklar ve ölüm tarifleri
Bildiğim tüm masallardan topladım acıları Yakama iliştirdim Yaşamak dedim adına sığınaklar emzirdim Bütün sözcükleri yüzleştirdim ateşle Anlatamadım günlerin cehennemini
Ajans haberlerinde kirleniyor insanlık Bütün sevinçler çarmıhta hızla yaşlanıyor Çocuklar Bozguna uğramış aşk düşürmüş bayrağını Geceler unutmuş sevişmeleri
Tanrılara bulaştırmak için bu cinneti Deliyorum aşkın ambargosunu Yeniden yollara vuruyorum kendimi
Teninden soyunsun artık çığlıklar Şimdiki zaman’a çekiyorum bütün fiilleri Bakışlarında köprüledim uçurumları Uyak olup düşüyorum dünyanın gözlerine Taze bir çığlığım artık bu kontra mevsiminde Herkesin biraz “faili” olduğu “Meçhul” bir cinayetim şimdi Bana katliamlar kaldı O tarih tacirinden Ağıtlar sürgünler ve muhbir suretleri
Bütün yenilgilerimi temize çektim Ölüm boy veriyor artık Düşlerimle suladığım topraklarımda Gözlerine ayarladım tüm imgeleri
(Evrensel Kültür, 14)
Parya
Bütün masalları tutuştu çocukluğumun Acıyı bir mayın gibi gömdük toprağa Şimdi alevlerle yazılıyor güncemiz Göçüyoruz Yürek bir yangın yeridir artık Kalmadı ardımızda su dökenimiz Korku bir mevtadır artık gecenin kollarında Bir eylül dolunayına defnolunur
Göçüyoruz Bir çocuk gibi elinden tut Yıkılmış ve yakılmış anıların Bir tutam kuş sesi sür damarlarına Git kendi rüzgârını bul
Yüreğini yokla bir parça umut kalmıştır belki Yolların nabzını dinle dağların uğultusunu Koyaklar yankımızı saklar dönüşümüzü bekler Kırlangıçlar unutmaz adresimizi
Tarihin tabanları sızlıyor artık Sararmış o kirli belgelerle yaşıttır gurbet Yollar çok eskiden tanıyor bizi
Göçebe bir paryayız sanki Nerede konaklasak kesik bir kol gibiyiz Kimseler bilmiyor bu susuşlar nereli Bir kilim deseni anımsatıyor çocuklara Nüfusa kayıtlı oldukları yeri
Bir çağın son çeyreği yanlış kurmuş denklemi Patikayla dağları ayrı şeyler sanıyor Acıyı unutuyor hesaba katmıyor toprağın belleğini Ey yaraları sağaltan zaman ey kalbim Tez elden hükümsüz kıl kalıcı olmasın bu şiirim
(Evrensel Kültür, 36)
Herkesin içinde bir yerlerde vardır bir şair ruhu ve Şiirci değilim ki ben, belki şair de olamam asla
Ne yapalım sonunda biz de bulduk bir çare ____________ Şair olamam bilirim
|
| Anasayfa | Şiirler | Şairler | Yeni Şiirler | Haftanın Şiiri | Türkü Sözleri | Konuk Defteri | İletişim |